|
Müzisyen ve bilgisayar uzmanı Bülent Tigin’in zayıflama amacıyla olduğu ameliyatı takiben vefatı geçtiğimiz hafta sağlık gündeminin önde gelen olaylarındandı. Bülent Tigin 30 yaşında ve bilişim dünyasının önde gelen isimlerinden bir tanesiymiş. Bir annenin tek evladı ve yaklaşık 250 kg ile ameliyat olmaya karar veriyor. Ameliyatı yapan genel cerrahi uzmanı Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde öğretim üyesi, ancak ailenin iddiasına göre ameliyatı 10 000 Euro’luk bir ücretle özel bir hastanede yapıyor. Ameliyat sonrası erken dönemde gelişen komplikasyon sonrası hasta hemen Cerrahpaşa’ya kaldırılıyor, fakat ne yazık ki kurtarılamıyor.
Olayın tartışılacak o kadar çok yönü var ki! Otuz yıllık yaşam süresinin önemli bir kısmını ekran karşısında ve sağlıksız bir şekilde beslenerek geçiren, zekâsıyla uzun dönemde topluma büyük hizmetler yapacakken erken yaşta kaybedilen bir can. Şişmanlık ve zararlarıyla ilgili niçin yıllardır dil dökmeye çalıştığımızı gösteren önemli bir kötü sonuç. Bu derece şişman bir kişinin beklenen yaşam süresi zaten çok kısadır ve ameliyatta kaybedilmese bile kısa süre içinde kalp krizi, felç, kalp veya böbrek yetersizliği veya tromboemboli (pıhtı) gibi bir nedenle kaybedilme şansı çok fazladır. Ancak bu durum iyi anlatılmadan ve gerekli tetkik ve ön hazırlıklar yapılmadan yapılacak olan bir ameliyatın riski de bu hastada çıkan sonuçla daha iyi anlaşılıyor.
Ameliyat olan hastanın seçimi iyi yapılıp, hasta ameliyata iyi hazırlanır, ameliyat da tam teşekküllü bir merkezde yapılırsa kelepçe veya diğer türlü mide küçültme ameliyatlarıyla çok iyi sonuçlar almak mümkün. Ancak yine de hastanın en başta psikolojik olarak ameliyat öncesi iyi hazırlanması gerekiyor. Bir hastam ameliyat sonrası eritilmiş dondurma gibi yüksek kalorili yiyecekler yemeye devam etmiş ve hiç kilo verememişti. Yani şişmanlık tedavisinin diğer aşamalarında olduğu gibi her şey yine hastada bitiyor.
Olayın bir başka yönü ameliyatın özel bir hastanede yapılması. Böyle komplike ve zor bir hastanın mutlaka tam teşekküllü bir hastanede opere edilmesi gerekli iken apartmandan bozma bir hastanede yüksek ücretler karşılığı alelacele ameliyata alınıyor. Sonuç malum! Ne yazık ki bugün büyük illerimizdeki pek çok üniversite hastanesinde öğretim üyelerinin çoğu öğrenci veya asistan eğitimi amaçlı hastaneye gelmiyor. Zamanlarının büyük bölümünü muayenehanelerinde veya özel merkezlerde ameliyat yaparak geçiriyorlar. Muayenehaneleri olmayanlara bile belli paralar ödenmeden ulaşmak mümkün değil. Az sayıda öğretim üyesi polikliniklerdeki hasta muayenelerine ve asistan eğitimine direkt olarak refakat ediyor. Bu şartlarda yetişen öğrenci ve asistanlardan topluma hayır gelmeyeceği aşikârken bazı insanların tam gün yasasına karşı çıkmasını anlamak mümkün değil.
Son olarak özellikle gençlerimizin çoğu benzer tarzda beslenerek büyümekte ve 20 yıl sonra toplumumuzda Bülent’lerin sayısında patlama bekleniyor. Siz hala bildiğiniz gibi beslenmeye devam mı ediyorsunuz yoksa?
Ekrem ALGÜN |