Herkes yarım kalmış bir kalp ile; ___Tam sevmelerin derdinde..

Birini sevdin mi unutulup gitmiyor ki Yürüdüğün yollarda, Dinlediğin şarkılarda, Kurduğun hayallerde, Her yerde izi kalıyor, Yanmış bir yüreğin küllerinde bile..! Murat Bozoğlu

Uzaktan bakınca göze hoş görünen.. Yaklaşınca büyüsü bozulan bir tabloydu Aşk... ..bende uzaktan seyretmeyi seçtim..

Ben seninle çay içmek istiyorum. Seni duymak, Seni görmek, Seni bilmek, Seni yanımda hissetmek istiyorum. Sana şiir okumak istiyorum, Yazmaktan bıktım usandım. Ben artık yazıları sana söylemek istiyorum. Küçük bir evde, büyük hayaller

başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere yaşadığından uzun bir tatlı

Yitirilmiş kentlerde bıraktığım kendimi aramam bunca yıl sonra, sonra aranılacak bir ben daha bırakarak kentin kapılarından çıkmam....bulmak, yitirmekten büyük... yitirmem nakkaş olduğumda...bulmam nakkaşlığımdan. Nazan Bekiroğlu - Mor Mürekkep

ÜÇ Harf yanyana kaç şekilde gelir bilirmisin ? AŞK dersin.. SEN dersin .. BEN dersin .. SEN BEN biter BİZ dersin, GÜN gelir GİT dersin.. Peki DUR kelimesinden haberdar değil misin ? DUR

Dalgınım; dalıp dalıp gidiyorum bu ara, neyi nereye koyduğumu unutuyorum. Dargınım; kırıla döküle gidiyorum bu ara. İnsanlar o kadar acımasız ki; Kimi nereye koyduysam bulamıyorum… Cemal SÜREYA

İyileşmiyorsun çünkü hayatına iyi bir şey girdiğinde onu reddedersin ve seni mutlu etmeyen şeyleri almayı tercih edersin. İyileşmiyorsun çünkü içindeki güçlü ve değerli varlığı görmezden geliyorsun. Kendini ihmal etmeye ve dünyanda her şey

Uçurum gibi büyür içimde hasretin. Ve ben seni Var olmanın sınırında, Yok olmanın ötesinde sevmişim.. Ahmet Arif

En çok sustuklarımı duyan insanları sevdim . En çok kızdığım insanlar en çok sevdiğim insanlar oldu . En çok güvenimi sarsan insanlar Kimseye güvenmemem gerektiğini öğreten en iyi dostlarım oldu. En çok kendini

Hikaye etmekte şikayet etmektir dedi ustam... Bırak hikaye etmeyi artık gönül yaram; Gönlünden diline düşen olsun güzel kelam... Ya hakkını ver tuttuğun elin, gözlerine bak; Ya da Araf da koyma, çek git tastamam...

Deseydin ki.. Çıkar yüreğini koy avcumun içine, Düşünmeden koyardım avuçlarına.. Deseydin ki.. Bir ömür bekle,ben beklerdim seni.. Benim gönlü dağ olup,ruhu viran olan yüreğim! Nedir sevda dediğin.. Sevmeyecek olanı sevmek mi? Hiç gelmeyecek

Önce Birbirimize Olan Sevgimizi, Sonra Saygı ve Samimiyetimizi. En Sonunda da Güvenimizi... Kimse Kimseyi Gerçekten Sevmiyor... Herkes Paçayı Kurtarma Derdinde Ve Ben Eskiden Diye Başlayan Cümleleri Kurmayı Sevmiyorum Artık......! Ve bizde artık yalnızlığımızı

Artık susabilirsin..! Dinlen artık.. Yeterince yenildin.. Hiçbir işe yaramadı kıpırtıları içinin.. Değmez bu dünya iç çekişlerine..

Allah insanı dünyalık şeylerden mahrum edebilir zaman zaman, Yaşamak için onlarda lazım ama Başka değerler vardır insana daha lazım olan... Adı üstünde dünyalık değillermi , Bazen bolluk bazen yokluk hepsi gelip geçici ,

“Ve Ahmet Arif leylasına seslenir; Sevdiğim, Çaresizliğimden gayrı hiçbir kabahatim yok benim. Aşına, Ekmeğine, Kahrına, Karanlığına, Özlemine, Umuduna kat beni.”

Neden mi mutluyum, Çünkü kimseyle uğraşmıyor Kimsenin alına moruna karışmıyorum, Kimseyle yarışmıyorum... Mutluyum çünkü hayattan mantığıma aykırı gücüme ağır gelecek hiçbir beklenti içinde kendimi yiyip bitirmiyorum.... Hayallerle değil gerçeklerimle yaşıyorum... Aldığım nefes bana

Ve seni severken, dünya durmuş öylece beklerken sen oradayken ve sana sarılmışken yaşamak çok güzeldi. Daha iyi birisi olduğumu hissediyordum. Oradaydın ve dünya, beni göğsüne bastırmıştı. Şimdi benim olmadığım her evde mutlusun ve

Biraz sevilir, Biraz da özlenirmiş insan... Arada hali hatrı da sorulurmuş... Bin kere ağlar, Bir kere ölür ama en çok da; bir köşede unutulurmuş insan...

Başım dedi: "-Dinlen..." Gönlüm dedi: "-Koş!" Başım dedi: "-Durul!" Gönlüm dedi: "-Coş!" Başım yüreksizdi; Gönlüm başı boş, Varlığım arada kaynadı gitti... Başımla gönlümü edemedim eş Biri yüz yaşında biri yirmi beş En sonunda

Başımla gönlüm edemedim eş; Biri yüz yaşında, biri yirmi beş. En sonunda sardı saçağı ateş; Varlığım arada kaynadı gitti.

Hüzünler, sıkıntılar kırmızı ışıkta dursa.. Umutlar, hayaller, sabırsızlıklar sarı ışıkta beklese... Ve candan sevdiklerimiz yeşilde çıkıp gelse... Ne güzel olurdu, hayatın trafiği.. - Hüseyin Muharrem ARAT

Ne fırtınalar koptu Benim hayat dallarımda Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan İçimde kıyametler kopsa da Ben baharıyım yarınlarımın Çiçek açarım her kışın ardından Nazım Hikmet